9 Mayıs 2013 Perşembe

into everything



çünkü ben her şeyi seviyorum. kontrolsüz bir durum bu ve çok cereyan çekiyor. bu yüzden her mevsim çalıştıramıyorum. herkesi seven manyak makineyi içimdeki, ondan bahsediyorum. çok yükleniyor sisteme. yeni insanlar tanımak istiyorum, sevgiye boğmak için. sevgimde boğulun ulan tanımadığım insanlar. fakat karşılığında beni sevmeyin. severseniz sonra beklentileriniz olur. sonra hayalleriniz kırılır. kırık hayalli insanları sevmek çok zor. hani keyifle bir bardak süt içeceğini sanırsın da aslında ekşimiştir, ilk yudumdan sonra dökersin. bembeyaz aktı mı giderden üzülürsün. ağzının tadı mı kaçıktı yoksa? belki de ekşimemişti? ağzının tadı bozulduğu yetmediyse bir de canın sıkıldı şimdi. bu yüzden sevmeyin beni. ama ben sizi seveceğim.

bazı insanlar çok uzaklardan geliyor buraya. yeni bir dünya ve yeni insanlar için evlerini bırakıyorlar. sen ise takılmışsın geri zekâlı seğmen kedisine, sövüp duruyorsun. adam senin için tropikal gökkuşağını bırakmış mesela. öğlenleri sörf yapmak yerine iki sokak yukarıda beyaz örtülü bir masada mercimek çorbası kaşıklıyor. belki bir gün seninle tanışacak da kalkıp buralara gelişini anlamlı kılacak. sen ise sövüp duruyorsun. göremiyorsun bazen. canın sağ olsun. düz yolda tökezleyen halini de seviyorum.

Hiç yorum yok: