6 Mart 2013 Çarşamba

burger queen

zaman gösteriyor ki insanın almaycağı şekil, katlanmayacağı muamele, yapmayacağı şey kalmıyor söz konusu iş olunca. çoğunluğun değer yargısına göre kendi bakış açını yeniden şekillendirip doğru ve yanlışlarını baştan etiketleyebiliyorsun farkında bile olmadan. "asla" demene rağmen yapmadığın ne kaldı diye düşünürken sigara dumanı altında bir odadasın şimdi. artık ne yeşil bayrak var gökyüzünde dalgalanan, ne de afrikalı bir kral var adını söylemekten çekindiğin. ama tozu, toprağı ve teröründen çok işte o odada olmak sıkıyor canını, en sevdiğin düşmanlarınla pijama partisi yapmak, sonuna kadar açılmış futbol programını bastıracak kadar bağıra bağıra o odada olmayan kim varsa dedikodusunun yapıldığı odada bulunmak. büyük gözlerin hep yanıltıyor insanları, dikkatle dinlediğini ve çok ilgilendiğini düşünüyorlar. o büyük gözler birer cam bilye şimdi, bu odadan çok uzakları düşlüyor. işin kötüsü bu tür iş seyahatleri en sevdiğin düşmanların ile aranda gereksiz bir samimiyet de yaratıyor. yüksek belli pantolon fetişisti çocuk seni görünce gözleri parlayarak gülüp nasılsın diyor artık, sanki bir hafta önce ayağını kaydırmaya çalışmamış gibi. bu yeni samimiyet dolu bakış eski kin dolu halinden daha iyi olsa da bir şekilde batıyor işte. samimiyeti batsın, sayfayı çevirmek istiyorsun...

eski ve karalanmış bir fotoğraf gibi bu ülke. "krallar kralı" ile ilgili ne varsa ya yıkılmış ya da karalanmış, kağıt paralar bile. jemahiriye kelimesi sprey boyalar ile silinmiş araba plakalarından. fanatikçe her yere asılmış yeni bayrak dışında yeni hiçbir şey yok libya'da.

bu ülkede daha fazla zaman geçirmek istemediğimi biliyorum. bir evim var artık -evi düşününce elimdeki sigarayı yabancılıyorum; ne zaman bir paket aldım ki ben- zaman kaybetmeden geri dönmek istiyorum. yine de bir bağ var burası ile aramda. nedeni ile ilgili fikirlerim var ama tam da çözemiyorum. veda etmek istemiyorum, sadece eve dönmek istiyorum.