4 Ocak 2012 Çarşamba

brandy alexander

aynı ortamı paylaştığın biri hakkında bilmen gerektiğinden fazlasını bildiğinde ve bu bildiklerini hiçkimseye anlatmaman gerektiğinde işler biraz karışıyor. bazı sırlar garip bir şekilde kendini açığa çıkartıyor. sonra sen bu bilgi ile ne yapman gerektiğini bilmiyorsun. anlatmak istiyorsun birine ama bilginin kaynağı da kendisi kadar sansasyonel. boşvermeye çalıştıkça bazı şeyler daha çok gözüne batıyor.

o adamın altındaki arabayı alacak parayı nasıl kazandığını biliyorum. bunu herkese anlatmak istiyorum. hey bakın bu adam var ya, nasıl bu kadar parası var biliyor musunuz?! ne haddime, ayrı bir konu tabi. benim altımdaki arabayı hangi parayla aldığım da bir başkasının "kriterlerine" uymayacaktır belki de.

kafamı da karıştırıyor biraz. kıskanıyor muyum? çünkü ona baktığımda gördüklerim bildiklerimden çok farklı. bir insan seni sinir ediyorsa, onu rahatça etiketleyebilmen için şişman ve itici olması en uygunudur. 

not: iki yüzlülük kontenjanım, yobaz olma hevesim ve küçük şehir insanı komplekslerim varmış gizli bir köşede, bilmiyordum. törpülemeye çalışıyorum. bu haftaki hedefim ona gülümsemek ve iyi günler demek.