27 Nisan 2011 Çarşamba

20 years of snow


Çöreklenmiş alnımın tam ortasına bilmem ne zaman. Bazen hala, kıyameti koparıyor kendini göstermek için. Önüne ne çıkarsa yutup, hırpalayıp sonra tükürmek istiyor.

Pek çok şeyi ben alnımda hissederim. Uyku mesela, alnımın tam ortasında kristalleşir, şeffaf. Ağrı alnımın iki yanında yeşil birer kuyuya dönüşür. Huzur alnımda beliren beyaz bir ufuk çizgisidir. 

Kıskançlık, alnımın ortasında bir hortum: rengi mora çalıyor. Nadir de olsa hissediyorum onu. Hızını alıp herşeyi yıkmak istiyor.

"Henüz" yapmadığım şeylerin hesabını soruyor.

Ben onunla yaşamayı öğrendim. Üstüne gitmiyorum. O dönmeye başladığında düşünmüyorum, sormuyorum, tartmıyorum. Anladım çünkü, o sadece cevabını çok iyi bildiği soruları soruyor. Bu yüzden tok sesi.

Beslenmeyen hortumlar çabuk kayboluyor.

Sonra etraf sütliman.

19 Nisan 2011 Salı

le long de la route

zaz ve zazie arasında mekik dokuyan gri hücrelerin mutluluktan pembeleşmesi

bir sürü kendini geliştirme projesi. kendini çoğaltan yaşam enerjisi. hızlı hızlı konuşmak. eski dostları tek tek aramak. tanımadık insanlarla bile uzun uzun muhabbet etmeye meyilli olmak.

paragöz bir terapist bu durumuma "manic episode" der
gerçek bir dost oh be kendini toparlıyorsun der
sevgilim birşey demedi, benim uzun zamandır tanıyor

hayatın güzel tarafında durmayı seçiyorum; taze çileklerin, meyve kurularının, temiz kıyafetlerin ve okunurken kirlenmesin, kırışmasın diye kaplanmış romanların olduğu tarafta. yeşil çay biraz uykumuzu mu getirmiş? e ne olmuş yani?

11 Nisan 2011 Pazartesi

little arithmetics


sonra dedi ki sakın bizim ülkemizin başına da çorap örmesinler...

ben de ona doğu toplumları üzerine geliştirdiğim "potansiyel enerji teorimden" bahsettim. 40 yıldır potansiyelini gerçekleştirememiş bir kızgınlık, bir bastırılmışlık vardı, bu yüzden birden alev almaları kolay oldu dedim. türkiye sık sık gazı alınan bir toplum, benzer olaylar türkiye'de olamaz dedim. müsteşarın sekreteri bu teorimi pek beğenmedi; yok! dedi, orada provokasyon ile oldu bu olanlar. ben provokasyon olmadı demiyorum, ama dedim; o sırada müsteşar geldi. sekreter ile aramızdaki bu plastik orta doğu fikir teatisi müsteşarın rus şilebi edası ile odaya girişine karşı koyamadı. hem yarıda hem havada kalan kelimelerimiz şilep-müsteşarın odasına geçerken yarattığı dalgalara kapılarak önce ağırlıksızca duvarlara çarptı sonra havaya karışıp yok oldu.

5 Nisan 2011 Salı

they

bir referans diyor ki aldığın maaş ve sahip olduğun iş ile sen aslında çok iyi bir yerdesin. başka bir referans diyor ki sahip oldukların ve olacakların düşünüldüğünde sen garanti altındasın. diğer bir referans diyor ki bir an önce alternatifleri değerlendirmelisin. yine başka bir referans diyor ki hissizleşmişsin, enerjini kaybetmişsin ve bunu değiştirmek için kendini bir an önce toparlamalısın.
referans diyor ki şehir yaşamının stresini yorgunluğunu üstünden atmak alsında zor değil.
referans diyor ki kendini şımartmalısın.
referans diyor ki megaloman olmamak şartıyla kendini beğenmelisin.
referans diyor ki sevdiğin insanları daha sık aramalısın.
referans diyor ki daha çok seks yapmalı, daha fazla uyumalısın.
referans diyor ki teknolojinin hayatındaki yerini azaltmalısın.

1 Nisan 2011 Cuma

turquoise hexagon sun


bahar havası hep çarpar beni. tam bir gevşeme. hedeflerde ciddi bir sapma. konsantrasyonun sıfıra inmesi.

bir de fotoğraflara, insanlara bakıp hikayeler uydurma ki bu en ciddi olanı. baktığım yerde kopuyorum, başka alemlere yolculuğa çıkıyorum. düşünürken olduğum yerde uyuyabilirim.

neyse ki gerçekten bir yolculuk var bu haftasonu. belki akıp bir yerlere gidersem, döndüğümde gerçekten burada olurum.