24 Aralık 2012 Pazartesi

summertime

 bu till that mornin
there's a'nothing can harm you



bazen yazarsın ama kelimeler aklındaki kadar güzel görünmez bir araya geldiğinde. aslında tam da hayal meyal melodisini anımsamayı becerdiğin bir yaz şarkısı gibidir yazmadan önce. bazen yataktan hiç ummadığın kadar yorgun kalkarsın. bazen sevdiğin bir arkadaşınla buluşursun ama hayal ettiğin kadar hararetli olmaz muhabbet. bazen özleyip bir sigara yakarsın, hatırladığın kadar gönül telini titremediğini hissedersin gri dumanların. bazen eski bir fotoğrafı bulur çıkartırsın bir kutunun içinden, çerçeveleyip duvarına asmak için. ama bir bakarsın ki o fotoğraftaki çocuk artık sen değilsin. yüzündeki pırıltıya imrenerek bakarsın önce, sonra gözlerindeki gölgeleri görürsün ve o günün anısı yakar genzini.

bazen gerçekler ile aklındaki imgeler çelişir. 'canım sağ olsun' dersin. eskiden yaptığın gibi yarının getireceklerine inanmaya devam edersin. eskisinden farklı ama bu sefer, aldığın her soluk için de teşekkür edersin. düşündükçe ne kadar şanslı ve ayrıcalıklı olduğunu, her şey için teşekkür etmek gelir içinden. sırf teşekkür edebilmek için bile inanmaya değer dersin kendine.

eski kelimelerinin bazılarını yeniden sahiplenirsin.

4 Aralık 2012 Salı

little broken hearts

farz-ı muhal ben
aslında başka birisiyim, olduğumdan daha kısa biri mesela
saçlarım daha koyu renkli ve daha gür
gözlerim... o gözlerim yok mu, kısık, yumuk gözler,
ayağımda converse ayakkabılar, elimde bir kitap
oturmuşum bir kafede, arkadaşlarımı bekliyorum,
neşelinin tekiyim ulan, hem de pek hoş sohbetim.

yağmur yağdı üstüme. sosyal engelli insanların yanlış vurgulu devrik cümleleri vardı sonra. kar yağdı üstüme. elimden yanlış birisi tuttu. rüzgar esti, elimdeki yılbaşı süslerini sürükledi boş caddede. koştum yakalamak için, ciğerlerim patladı da yetişemedim.

o kafede arkadaşlarını bekleyen adam olamadım o yüzden. bu kadar melankoli için fazla uzun boyluyum. benden perdeleri asmamı iste merdivensiz, ya da en üst rafa uzanmamı. ama sabit bir ruh hali isteme benden, çünkü veremiyorum. çünkü converse ayakkabılarım yok ve elimde bir kitap varsa o kimseyi beklemediğim için. tek başına seninle olduğumdan daha iyiyim. bir hayal daha sıcak tutuyor bazen boynuna sardığın atkıdan, ayaklarına giydiğin yün çoraplardan. seni kafamda daha temiz kestim, parlıyorsun gün ışığında bütün renkleri.

bugün böyle işte adamım, bu yüzden yarın da böyle olacak.