vardır di mi? yoksa ben bildiğin alıngan mıyım neyim?
bu ara sürekli olarak gerek arkadaş çevremden gerekse şeker şerbet iş arkadaşlarımdan sevgi atakları, sarılma seansları, öpücük ve iltifat yağmurları beklerken ve avcumu yalarken buluyorum kendimi. böyle sıcak bir günaydın ardından bana dün akşam ne yaptın? nasılsın bugün? geçen bir film izledim bak çok komik... gibi şeyler söylensin istiyorum.
her sabah yeni bir enerji ile herkese günaydın diyorum. sonra saatler geçtikçe oturduğum yerde omuzlarımın yavaş yavaş düştüğünü, sırtmın kamburlaştığını hissediyorum. öğlene kadar "ammeaaaaan" moduna geçiyorum. mesai sonuna doğru ağzımın sadece yeşil çay içmek ve leblebi yemek için açıldığını farkederek korkuyorum. sonra telefon açmalar arkadaşlara, kendi kendine konuşmalar.
otoparkta arabama biner binmez şarkı söylemeye ya da çok mühim bir konuda, yine kendi kendimle fikir tartışmasına başlıyorum. bazen gün boyu içime kalan sesim hava alsın diye swiss yodeling yaptığım ya da saçma saçma şarkı söylediğim de oluyor. hatta geçen bunu yaparken çalıştığım bölümün müdürü ile göz göze geldik. ben arabada olduğum için kendimi görünmez kabul ettim. cenk ve erdem'i arkadaşım falan zannettiğimde oluyor. bazen gülerken yeşil yandığını geç farkediyorum. arkamdaki sürücler hırs yapıp ilk fırsatta sağımdan önüme geçmeye çalışıyor.
burada çeşitli ana gruplar ve alt gruplar var. bu oldukça ergen sosyal yapı her erkek egemen sosyal yapı gibi beni marjinalleştiriyor. activia yiyen üçlü var mesela. ben onlara sugabebes ismini taktım. off... yine onlara sugababes diyince gülesim geldi. bir de sorarım şu cümleyi hangi gezegenden dünyamıza yeni transfer olan bir canlı kurabilir?
(şugababes'den yüksek belli pantolon fetişisti olanı çay ocağının kapısına kadar gelmiştir ve gürler)
suga: abla bize çay getirme çünkü biz yourt yiycez!!
abla: tımam yavrım
sonra içerde islami business centre elemanları var. dini bütün iş adamları... ramazan bitince belki öğlenleri beraber starbucks'a gideriz... oda arkadaşlarım var. ne tesadüf ki ikisi de kendi kendine konuşmayı seviyor ve bunu sesli ya da ağzının içinde fışırdama şeklinde yapıyor.
inan ben hala arkadaş olmak için, özellikle de iş arkadaşı olmak için kendimi çok iddialı bir aday olarak görüyorum. ve inan bu kadar beni enteresan bulmayan insanın yanına düştüğüm çok azdır. ben ve rengarenk kişiliğim bu odada keşfedilmeyi bekliyoruz.
meraba, benim hiç arkadaşım yok, bu öğlen benimle yürür müsün?