bana ideal bir benliği olmadığını söyledi. ben neysem oyum. kulağa fazla düz geliyor. inanmamıştım ona. neysem oyum da nedir ki? anlamamış olmama şaşırmamak gerek. çünkü şimdiye kadar bütün hayatımı ideal benliklerime ulaşmak ve onları yıkarak yenilerini inşa etmekle geçirdim. kendini geliştirme arzusu ile kendine yetememezlik durumu birbirine benziyor gibi görünse de aslında doğası oldukça farklı birbirinden. birisi katman üstüne katman örterek yükselmek isterken diğeri sürekli yıkıp yeniden oluşturmanın peşinde. hep yıkarak ilerlediğim için bu kadar zayıf hafızam belki. bu yüzdendir ki bağ kurmakta, kurulan bağları korumakta zorlanıyorum. "ideal" olana ulaşmak için kişisel hikayende sürekliliğin kaybı; hem yoruluyorsun, hem unutuyorsun, hem de bulunduğun yeri asla takdir edemiyorsun.
***
to end duality, i have to give up on the person i wish to be
ultimate struggle to reach the ideal-self should be aborted
i refuse to be a project person
i have always been kind, smart and caring
i have always been a hedonist fruitcake
i have a wall between my desires and my reality
a wall i thought was a virtue to maintain
now i disagree, yet again i disagree with me
but it's ok. life is short, you know
i don't want to want anything that isn't mine
what i have is what i have
the rest is up to life to give me
i will remain grateful
i will remain
as long as it makes me happy...
***
bir değişimin arifesindeyim...