beni iyileştiren herşeye kapım sonuna kadar açık...
orta doğu kültürünün yakın vücut çalımlı iletişim biçimlerine inat ben sarılmaktan, kol kola girmekten, safları sıkılaştırmaktan rahatsız oluyorum. fakat itiraf ediyorum; dokunulmaktan pek hoşlanmayan, herkesin yanak yanağa şöpürdediği ortamlarda 3 metre kol mesafesini koruyarak el sıkan ben, masajın her dakikasında farklı bir huzur buluyorum. sanki vücudum oraya parça parça gidiyor ve tek bir bütün olarak çıkıyor. o kadar mutluluk verici ki...
çekingenliği atmam biraz zaman aldı, doğruya doğru. birinin önüne uzanmak ve para karşılığı kendini "mıncırtmak"ne kadar etikti? yemişim etiği. bu zamana kadar masajsız geçen günlere yanıyorum diye rakı kadehimi kaldırasım var. tabi insanın masaj deneyimi bu konuda neler hissettiğini çok etkiliyor. mesela iş yerinden en yakın arkadaşım kunteper'e masaj yaptırmaya gidiyorum desem hemen mutlu sonla bitip bitmediğini sorar. zira yüksek maaşlı erkek dediğin para karşılığı ne yapsa mubah olduğuna inandırıldığı bir zümrenin güzide elemanıdır. ama benim masaja burun büküşüm ilk yaptırdığım masajların dandikliğinden kaynaklıydı.
acaba antalya'da hamamda başıma gelen hunharca sıkıştırma, çekiştirme ve ezme hareketleri yaptırdığım ilk masaj olabilir miydi? ölüleri böyle mi yıkıyorlar acaba diye düşündüren canhıraş bir deneyimdi gerçekten. fakat gerçek bir spa'da yaptırdığım ilk masajın da ondan aşağı kalır yanı yoktu. yani iri yarı insanların daha az acı hissettiğine dair bir yanılgı vardır ki, bu konudaki düşüncelerim bu satırlara sığamaz. fakat o minyon kadının kerpeten gibi ellerinin altında acıdan başka bir şey hissetmediğimi hatırlıyorum.
fakat nihayet bir gün doğru bir elden masajın ne demek olduğunu öğrendim. işte o gün bugündür masaj resmen bende alışkanlık yaptı. zaten self-indulgent piçin tekiyim. nerede zevkli bir şey varsa o konuda ifrat sınırlarını zorlamak zorunda hissediyorum kendimi. ama bu yeni alışkanlık, durmadan yemekten (bıraktım), zincirleme sigara içmekten (bıraktım), zincirleme içki içmekten (bıraktım), yeni tarifler deniyorum diye tepsi tepsi muffin ve cupcake pişirmekten (bıraktım sayılır) ya da ölümüne spor yapmaya çalışmaktan (bırakmasam iyiydi) çok daha farklı.
bir kaç ayır aynı masörden masaj alıyorum. pek çok erkek arkadaşım bir masörden asla masaj almak istemeyeceğini söylüyor sürekli. hatta en son duyduğum bir yoruma çok güldüm: neden rahatsız oldun masörden dedim, erkekti, nefes alıyordu falan dedi. enteresan tabi, insanların hayal gücü oldukça canlı. ben zaten bu tür şeyleri kafama takmam. ama zaten spa'da masör gelince rahatsız, masöz gelince baba olmuyoruz. bence burada bir yanlış anlama olmuş, almış yürümüş beyler.
masaj sırasında konu "birileri seni elliyor hajı" değil. masaj yaptırdığım o 45 dakika hayatımın -bak en abartılı kelimeleri seçiyorum- en rahatlatıcı, en huzur verici dakikalarından. belirli bir ritim ve bütünlük içerisinde yapılan masaj insanın kendi vücudunu algısını değiştiriyor. sadece seninle ilgili, sadece sen merkezli geçen 45 dakika! günümüz dünyasında ne kadar az bulunur, bilir misiniz a dostlar? özellikle aklımdan bütün gereksiz düşünceleri uzaklaştırdığımda hissettiklerim gerçekten muhteşem. zihnimi kurcalayan, her şey birer birer kendini gösteriyor bana. onlara bakıyorum, onları tanıyorum ve sanki görünür olunca önemini yitiriyor bazıları.
özellikle benim gibi posttravmatik sıkıntılar geçirmiş insanlar için masaj terapisinin ne kadar iyileştirici olduğunu okuyorum pek çok makalede. birinin belirli sınırlar içerisinde bana dokunması, bu sınırların aşılmayacağına karşı bende bir güven duygusunun inşaa edilmesi, bu güven ile nihayet kendimi serbest bırakabilmek bana iyi geliyor.
böyle işte, keyfime diyecek yok. anlatmasam dilim şişerdi.
1 yorum:
Yıllar sonra hala burda olduğunu görmek ne güzel. Ben de eski bloguma baktım uzun zamandan sonra (açık çay), 1-2 yazıma yaptığın yorumu okuyup buraya geldim yine. Bir selam vereyim dedim :)
Yorum Gönder