30 Kasım 2011 Çarşamba

no pressure over cappuccino

ben artık o evde yaşamıyorum.

aradan tam 3 yıl geçti.

onu yine gördüm. bir alışveriş merkezinde. olabildiğince sıradan bir karşılaşma. tanıyamadım bile. o ki benim insanlara inançsızlığımın yüzü olmuştu, o ki beni en çok içine sindirememiş iç sesim olmuştu... ilk bakışta tanıyamadım.

çok mutlu bir akşamım onun çok mutsuz bir akşamı ile kesişti. beni bu kadar iyi görmenin onu ne kadar incittiğini ağzının kenarındaki o küçük dalgalanmalarda gördüm. çok da mutlu olmadığını sesindeki titremeden okudum. ve söylediğinden bir cümle fazlasını bile merak etmedim. elini iki elimin arasında sıktım ve kendisine iyi bakmasını söyledim.

sonrasında ne oturup onu düşündüm uzun uzun, ne de geçmişi baştan sona yaşadım kendi karanlığımda. bu yazdıklarımı da yazasım yoktu. ama geçen yılların hatırına dedim, son bir kez...

hayatımda "aklıma gelmediği gün geçecek mi?" diye sorduğum sadece bir kaç şey geldi başıma. o, bunların içinde belki de en kötüsüydü. aklıma gelmediği gün geçiyor, ne şüphe. ama asıl önemli olan bu değil. aklıma gelmesi benim için hiçbir şey ifade etmiyor. kızgın değilim. kırgın değilim. hatırlıyorum ve biliyorum sadece. sonrası boş bir his. sanırım bir insan böyle bitiyor.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

işte ben de tam böyle bitirmeye çalışıyorum birini.
sadece bilmek ve boşluk hissi.