22 Kasım 2011 Salı

matador

annem elimi tutup gözlerime baktı. bende daha önce hiç görmediği bir şeyler gördüğünü bakışlarından anlayabiliyordum... neden sonra, "sabretmeyi öğrenmişsin sen" dedi. gözlerinde gururlu anne ışıldaması; sanki onun bildiği ama benim farkına varamadığım bir kademeyi atlamışım gibi.


insanlara inancımı kaybettim yol üstünde. hayatımın en sağlam kazığını yediğim o yaz mıydı? yoksa kendime inancımı kaybettikten hemen sonra mı? hatta ölüm benim için bile fazla kitch olmasına karşın, havuzun karo taşlarının üstünde parmaklarımı gezdirirken hiç olmamayı dilediğim o kış mı?

büyüyoruz, herkese oluyor bu. kimse olduğu gibi kalmıyor, kalması zaten çok anlamsız olurdu. ama büyümek "daha azına eyvallah demek" değil artık benim için. hayal ettiğimin daha -çok daha- azı ile hayatta kalmaya devam etmek de değil. artık büyümek bir sonraki sefere de inanmak, mükemmeli de elinin tersiyle itmek gibi geliyor bana. hatta iyi bir sonuç için canımı yakmaktan korkmamak en fazla. biraz da bazı insanların sadece daha iyisini beceremediği için saçmaladığını kabul etmek bence büyümek.

hiçbirimizin son sayfası yazılmadı, henüz. hepimiz öğreniyoruz ve değişiyoruz. bunu unutuyorum bazen. ben aynı insan değilim, bu yüzden dışarısı da aynı değil. bu güdük şehirde bile beni şaşırtacak birileri olabilir. ama ben bu imkansızmış gibi davranıyorum... ne ayıp!

Hiç yorum yok: