21 Kasım 2012 Çarşamba

ne me quitte pas


kasım ayının karanlık tünelinden geçtikten sonra, biliyorum beni daha iyi anlıyorsun. karanlığın nedenini bilemesen de, geçtiği zaman rahatlıyorsun, iniyor omuzların. eskisi gibi seviyorsun beni. sana anlatabilir miyim herşeyi? ama gerçekten herşeyi bilmene gerek var mı? araba değilim ki beni almadan önce hasar kaydımı göresin. her insan kadar saçmaydım ben. çemberin dışındaki her insan kadar kayıp, daha fazla değil. kasım aylarında her insandan fazla mutsuzum, kabul. çünkü bir kaç hikayem var, ağlamadan anlatmamın güç olduğu. ama işin güzel yanı, anlatmama hiç gerek yok onları. her anlatılması gereken şeyin duyulması da gerekmez. kelimelerin arasına aktı zehirim. kimseye göstermeden yaktım sayfaları ve küllerini rüzgara bıraktım. kasım ayından son kalan karanlıkları da dün havuzun sularında boğdum. kollarım sızlıyor şimdi, biraz da yorgunum. ama üstünde yemek ve çikolata lekeleri olan bol kıyafetlerinin içinde kamburu çıkmış şişman, korkmuş ve kapanmış çocuk güvende artık. tekrar güvende.

ve pırıl pırıl aklım, yazın çekilmiş bir tatil fotoğrafı gibi.

...

Hiç yorum yok: