8 Mart 2012 Perşembe

wild ones


arabamı park edip iki adım atıyorum ve iş arkadaşımı görüyorum. bana son üç haftadır ne kadar yoğun olduğundan bahsediyor. yoğunluğunu yüzüme vuruyor adeta, beni yoğunluğuyla seyreltiyor. o an o kadar kıskandığımı hissediyorum ki kendimden utanıyorum. takip eden 15 dakika içinde arkadaşımın başına saçma sapan, kötü bir şey geliyor -çok kötü değil, şu üstünde göz var diyeceğin türden. benim yüzümden oldu diye oturup üzülüyorum -kıskandım ya gözüm değdi işte. ben böyle kazık kadarım, böyle kaç yaşına gelmişim ve oh bebeğim, nasıl da bu yaşımda bu kadar böyleyim ama ben...

ve evet bu aralar ben olmak çok eğlenceli değil. çünkü iş falan filan. ve evet size mezun olduğumdan bu yana tam 4 kez başvurdum ve bir kez bile beni aramadınız. o mutlu teras pozunda ben de olabilirdim. ama kabullenmek üzereyim ki o fotoğrafa yakışmazdım. yine de yanlış yerdeyim diye kendimi dürtmekten vazgeçemiyorum. ama tanrı saklasın teras pozunuzu, kıskanmıyorum. bunlar, bu hisler hep kişisel. aman ha size de gözüm değmesin.

Hiç yorum yok: